Vüs'at Orhan Bener - Dost ~ Yaşamasız
Okurunu anlattıkları
kadar sustuklarının ardındaki gizi çözmeye yönelten yazarlar vardır; görünen ve
kavranabilen hikâyelerin yanında sessizlikte, susulanda saklı hikâyelerin duyumsanmasını
ister, okurun yüreğini ve zihnini tam anlamıyla işe koşmasını beklerler. İşte
sevgili Vüs’at Orhan Bener böyle yazarlardan biri. Öyle ki, alabildiğine yalın
fakat tüm bu yalınlığına karşın dili derin kullanımıyla hayranlık uyandıran,
kapalı anlatımıyla okuruna çok iş bırakan, öykülerini kaleme alma biçimiyle
oldukça özgün; velhasıl her haliyle nevi şahsına münhasır bir yazar
diyebilirim. İşin ehli bir ustanın elinde kıymet bulan, ancak onun elinde
parlayan bir cevher misali her okura değil de tıpkı kendi gibi özgün bir okur kitlesine
hitap eden yanı olduğunu söylesem kesinlikle abartmış olmam diye düşünüyorum.
Bu nedenle, kalemiyle tanışma yolculuğum zorlayıcı ancak bir o kadar farklı ve değerli
bir süreç oldu.
Yazarın ilk kitapları “Dost”
ve “Yaşamasız”ın beraberinde 1986’ya kadar yazdığı öykülerini bir araya getiren
“Dost ~ Yaşamasız” içinde 32 öykü barındıran, okuması kolay olmamakla birlikte
içeriği dolu dolu bir eser. Farklı yıllarda kaleme alınmış öyküleri bünyesinde
barındırdığı için okudukça Bener’in öyküleri kaleme alış biçimindeki değişimi net
bir şekilde gözlemlemekten kendinizi alamıyorsunuz. İlk öyküler diyalog
ağırlıklı ilerlerken belli bir noktadan sonra öykülerde diyalogların azalarak
yerini daha çok bireye bıraktığını görüyoruz. Bunlara ek olarak, öyküye adını
verdiği gibi salt monologdan oluşan “Monolog” ve oldukça farklı bir anlatım
biçimine sahip “Bakanlık Makamına” öyküleri ise kitapta ağırlıklı olan anlatış biçimlerinden
sıyrılan öykülerdi. Tüm öykülerde kapalı bir anlatım hâkim olmakla birlikte bu kapalılığın
yoğunluğu kendi içinde değişkenlik gösteriyor. Bazı öyküleri kavramak daha
kolayken bazılarının –kendi adıma- oldukça zorlayıcı, kavraması güç öyküler
olduğunu söyleyebilirim. Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek; çeşitli mesleklerde
çalışan, taşrada yaşayanından kentte yaşayanına değin çeşitlilik gösteren
sıradan insanların sıradan yaşamlarına kapı aralayan yazar, kitabında, yüzünü
toplumdan ziyade bireyin iç dünyasına dönük öyküler kaleme almış. Öyle ki, öykülerin
genel akışının beraberinde bir yandan da karakterlerin zihinlerine konuk
oluyoruz ve Bener bunu bilinç akışı tekniğinden daha ziyade iç monolog ile sunuyor.
Bu vesileyle karakterlerin aile yaşamı, iş yaşamı, toplumsal yaşamın birey
üzerindeki etkileri yahut ikili ilişkilerinde insanın iç dünyasının
derinliklerine inme olanağı buluyoruz. Orada korkular, kaygılar, kıskançlıklar,
öfkeler, sevgisizlikler, mutsuzluklar, ikiyüzlülükler, yalnızlıklar; velhasıl
orada bireyin iç hesaplaşmalarından örülü, varlığının dehlizlerinde saklı olan
yanlarını görüyoruz.
Okuma yolculuğumda
farklı deneyimler yaşadığım, kimi zaman zorlandığım fakat kendine has kalemiyle
tanıştığıma memnun olduğum Vüs’at Orhan Bener’den ilerleyen zamanlarda eserler
okumayı, ondaki derinliği daha iyi yakalayabilmeyi istiyorum. Bu kitap özelinde
ise okuyacaklara naçizane tavsiyem, kapsayıcı bir baskı olduğu için gayet
güzeldi ancak baskıdan ziyade yazarın kolay bir kaleme olmaması nedeniyle
kitaplarını ayrı ayrı okumak sayfa sayısı bakımından bu baskıya kıyasla az olacağı
için daha yerinde bir okuma deneyimi sunabilir. Bu baskıdan okuyacaksanız
zamana yayarak ve her iki koşulda da muhakkak sakin bir zihinle okumak daha iyi
olur diye düşünüyorum. Geniş br okur kitlesine hitap eden bir yazar olmadığı
için herkese değil yalnızca ‘cevherin kıymetini bilecek okurlara’ bu güzel
kalemi tavsiye ederim. Kitabınız bol, keyfiniz ise daim olsun.

Yorumlar
Yorum Gönder