Pakize Türkoğlu - Kızlar da Yanmaz

Bir kitabın kapağını aralayıp dünyasına konuk olduğumuzda ister geçmiş ister gelecek zaman olsun hangi zamanda geçiyorsa o zamana doğru büyülü bir yolculuğa çıkarız. Bedenimizle değil ama ruhumuzla, yüreğimizle, hayal gücümüzle şimdiki zamandan çok uzaklarda bir yerlere varırız. O anda bulunduğumuz coğrafyanın ya da mekânın bir önemi yoktur. Kitap bizi nereye götürürse oralı oluverir, kimleri yolumuza, yolculuğumuza yaren ederse onlarla yürürüz. “Kızlar da Yanmaz”ın kapağını araladığımda kendimi 1930’lu yılların genç cumhuriyetinde buluşum, bir yayla köyünde 6-7 yaşlarındaki küçük Pakize’nin elinden tutuşum, onun anılarına ortak oluşum; velhasıl kitabın kapağını kapattığımda bu küçük kızı benimseyişim ve gerçekten o yolculuğa çıkmışlık hissim hep bu yüzdendir. Farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda doğup hiç karşılaşmadan; fakat sözcüklerin dünyasında buluşup bir satır boyu yolu birlikte adımlayışımız kitapların ve daha da öte ‘yazının’ büyülü dünyasının güzelliğindendir.

“Ben de mektebe gideceğim?” dediğinde komşu Cemiş teyzesinin “tövbe tövbe, kızların mektepte ne işi var? Okuyan kızlar başını örtmezmiş. Yarın cehennemde cayır cayır yanarsın!” sözüne isyan edip bir yanıyla da küçücük yüreğinde korkuyu hissetmekten kendini alamayan, babasının “kızlar da yanmaz, okuyabilirsin!” diyerek destek olmasıyla dünyası aydınlanan küçük Pakize’nin peşi sıra sayfalar boyu çıktığımız yolculuk sadece bir çocuğun okuma yolculuğunu değil, daha pek çok şeyi sayfalarında barındıran bir eser.

Pakize Türkoğlu’nun anılarını kaleme aldığı eserlerin kronolojik olarak ilk durağı olan “Kızlar da Yanmaz” eğitimin yurdun en ücra köşelerine ulaşmadığı 1930’lu yıllarda Antalya – Gazipaşa’nın bir yayla köyünde yaşayan yazarımızın Gazipaşa’da başlayıp Alanya’da devam eden ilkokul yıllarına dair anılarının beraberinde bir dönemin toplumsal, ekonomik ve politik ortamını da gözlemleme imkanı sunuyor. Öyle ki, bu kitabın sayfalarında bir çocuğun ailesinden uzakta eğitimine devam ederken yaşadığı zorluklara rağmen okuma tutkusunu, meraklarını, çocuksu şaşkınlıklarını, korkularını, hüzünlerini, sevinçlerini bulacak; genç cumhuriyetin eğitime ve eğitimciye verdiği öneme, halkın öğretmene ve öğrenciye duyduğu saygıya, dönemin inkılaplarının halka nasıl yansıdığına, köy- kent yaşamının sosyal, ekonomik, kültürel yanlarına ve insan ilişkilerine tanıklık edeceksiniz.

Velhasıl, anılara ortak olup fotoğraflarla zenginleştirilmiş bu güzel kitabın kapağını kapattığınızda yaylalarını tırmanmış, bir köprüyü geçerken korkmuş, bir portakal kokusunu içinize çekmiş, o coğrafyayı havasıyla, suyuyla, insanıyla yaşamış ve küçük Pakize’yi benimsemiş olduğunuzu fark etmekten kendinizi alamayacaksınız. Her bir satırını keyifle okuduğum bu güzel kitabı ilgilisine tavsiye ederken, yazarın anı türündeki kitaplarını (ilgilendiğiniz dönem veya konu itibariyle ayrı ayrı da okuyabilirsiniz) benim gibi kronolojik bir sırayla okumak isteyenler için eser sırasını aşağıya iliştiriyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun.

·         Kızlar da Yanmaz: Genç Cumhuriyet’te Köy Çocuğu Olmak

·         Kısa Süren Hasat: Köy Enstitüsü’nde Öğrenci Olmak

·         Kimseli Kimsesiz: Yakacık Yetiştirme Yurdu Yıllarım

 

Yorumlar

Takipçiler