Pakize Türkoğlu - Kısa Süren Hasat

Farklı coğrafyalarda doğup farklı zamanlarda yaşamıştık Pakize Türkoğlu’yla; oysa ben onu 1930’lu yılların genç cumhuriyetinde küçücük bir kızken tanımıştım. Eğitimin henüz yurdun ücra köşelerine ulaşmadığı bir yayla köyünde onun elinden tutup ilkokul yıllarına, yaşadığı zorluklara, acı-tatlı anlarına ortak olmuştum. Bir tatlı merakı paylaşmıştık, uygarlığın türlü araçlarına şaşkınlıkla bakmıştık. Bir köprüyü geçmiştik yüreğimiz ağzımızda, bir portakalın tadını, kokusunu içimize çekmiştik. Hem kendi zamanımızı yaşıyorduk doludizgin hem de alabildiğine geçmişle gelecek arasında bir yerlerde geziyorduk. Mümkün olmayanı bir kitabın sayfaları arasında çıkılmış bir satır boyu yolculukta mümkün kılıp zamansızlığın içinde zamana meydan okuyorduk. Her sayfasında biraz daha benimsediğim bu küçük kızın büyük dünyasını bir bir keşfederken anılarındaki yollar beni “Kısa Süren Hasat”a getirmişti. O küçük kız Gazipaşa İlkokulu’ndan mezun olmuş eğitim hayatına devam etmek istemişse de bu mümkün olmamıştı ta ki Aksu Köy Enstitüsü açılana kadar…

Pakize Türkoğlu’nun Aksu Köy Enstitüsü ve daha sonrasında Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ndeki öğrencilik yıllarına dair anılarını kaleme aldığı “Kısa Süren Hasat: Köy Enstitüsünde Öğrenci Olmak” bir dönemi tüm evreleriyle okuruna aktarıyor. Öyle ki, köy enstitülerinin hayata geçirildiği ve altın dönemlerini yaşadığı yıllardan kapatılmaya başlandığı sürece değin okurunu sayfaların peşi sıra yolculuğa çıkaran Türkoğlu, enstitülerdeki yaşamı, verilen eğitimleri öğretmeniyle, öğrencisiyle içinden bir deneyim ile paylaşırken geri planda dönemin sosyolojik ve ekonomik etkilerine, halkın enstitülere bakış açısına da pencere aralıyor diyebilirim. 1946’da Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nden genç bir öğretmen olarak ayrılırken dönemin siyasi ortamını, köy enstitülerinin yaprak dökümünü, enstitü çıkışlı bir öğretmen olarak meslek hayatının başlarında karşılaştığı zorlukları okurunun tanıklığına sunuyor. Bu bağlamda kitabın, köy enstitülerine dair okumalar yapmak isteyen, döneme ilgili olan okurların okuma sürecinin bir köşesine ekleyebileceği güzel bir kaynak niteliği taşıdığını belirtmek gerekiyor.

Her bir satırını ilgiyle okuduğum, Pakize Türkoğlu’nun anılarına ortak olduğum, sayfalar boyu çıkılan yolculukta Ruhi Su, Âşık Veysel, Sabahattin Ali, Cahit Sıtkı Tarancı, İbrahim Yasa gibi daha nice kıymetli isimle rastlaştığım ve yazarın bu eşsiz şansına imrenerek baktığım; velhasıl bir döneme tanıklık ettiğim için çok memnun olarak ayrıldığım bir okuma oldu. İlgilisine bu güzel eseri tavsiye ederken anılardaki yolculuğuma yazarın Yakacık Yetiştirme Yurdu’ndaki öğretmenlik yılarını kaleme aldığı “Kimseli Kimsesiz” eseriyle devam edip yolculuğumu tamamlayacağım.

*Mini not: yazarın anı türündeki eserlerini ilgilendiğiniz döneme göre ayrı ayrı da okuyabilirsiniz ancak benim gibi kronolojik bir sırayı takip ederek bütünlük içinde bir okuma yapmak isterseniz şu sırayı takip edebilirsiniz:

- Kızlar da Yanmaz: Genç Cumhuriyette Köy Çocuğu Olmak

- Kısa Süren Hasat: Köy Enstitüsünde Öğrenci Olmak

- Kimseli Kimsesiz : Yakacık Yetiştirme Yurdu Yıllarım

 

Yorumlar

Takipçiler