Orhan Veli Kanık - Yalnız Seni Arıyorum : Nahit Hanım'a Mektuplar

 Mektuplar vardır; zamana içkin ve bir o kadar zamana aşkındırlar. Sanki zamansızlığın sırrına erişmiş, sanki yaşanmışlıklarına rağmen hâlâ yaşıyorlar gibi… Onların sahibine ulaşana kadar aştıkları yolları, özenle saklandıkları sandıklarda devirdikleri yılları vardır. Hem alabildiğine yazıldıkları zamana hem de satır satır döküldükleri kâğıtlardaki varlıklarıyla hangi zamanda okunuyorlarsa o zamana aittirler. Hatta çoğu kez yazanı hayatta olmasa dahi yaşamaya devam ederler.  Satırlarına ilmek ilmek işlenen hasretlerin, sevdaların, vuslatların, yolları gözlenen postaların, gönderilmek için kat edilen postane yollarının sıcacık hatırası kağıdın ve mürekkebin ömrü yettikçe yaşamaya devam eder. Tevekkeli değil “söz uçar, yazı kalır,” dedikleri. Yazı kalır, insandan yaşama akan sözcüklerin daima izi kalır.

Sevgili Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplar yıllara rağmen hâlâ yaşıyor. Onlar önce 64 sene boyunca saklandıkları çekmecelerde yaşadılar, sonra ise özenle derlenmiş bir kitabın sayfalarında zamanın sonsuz ırmağına karışarak yolu ve yüreğinin kesiştiği okurların kitaplıklarında yaşamaya devam edecekler.

“Yalnız Seni Arıyorum” Orhan Veli’nin 1947 -1950 yılları arasında büyük aşkı Nahit Hanım’a yazdığı 62 mektup, çekilmiş 1 telgraf ve Nahit Hanım tarafından Orhan Veli’ye gönderilmiş ancak şairin vefatı nedeniyle hiçbir zaman sahibine ulaşamamış bir mektuptan oluşuyor. Sayfalar boyu çıktığımız yolculukta Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a duyduğu o büyük aşkı, bir türlü kavuşamayışlarını, kimi zaman telefonun ucunda sevilenin sesini duymanın tarifsiz bahtiyarlığını okuyoruz. Zaman zaman cevabı geç gelen mektuplara, Nahit Hanım’ın kendi sevgisinin büyüklüğüne dair şüphelenmesine ya da kimi zaman Nahit Hanım’ın duyduğu kıskançlıklara sitem eden bir Orhan Veli karşılıyor bizi. Ne yapsın elinde değil, ne yapsın sevdası yüreğine sığmıyor. O yalnız Nahit Hanım’ı arıyor…  Fakat aşk kadar bu kitapta ön plana çıkan bir başka nokta daha vardır: Orhan Veli’nin yoksulluğu. Bir garip, gariban Orhan Veli var bu kitapta. Sevdiği kadına kimi zaman parasızlıktan ötürü yazdığı mektubu günlerce gönderemeyen, sevdiği kadının yanına gidemeyen, bazı işlerini halletmesi için zaman zaman ondan destek almak zorunda kalan, yaptığı çevirilerden eline geçen az bir miktarla kıt kanaat geçinmeye çalışan bir Orhan Veli… Bu kitap Orhan Veli’nin 36 yıllık kısacık ömrünün son üç yılına, arka planda dönemin dünyasına kapı aralaması ve bu nedenle de adeta bir belge niteliği taşımasıyla çok değerli.

İlgiyle okuduğumuz bu kıymetli esere edebiyat severlerin bir şans vermelerini, yüreklerinde ve kitaplıklarında Orhan Veli’nin kıymetli satırlarına yer açmalarını tavsiye ediyorum. Bir döneme, bir yüreğe ve bir yaşama alacağınız yolculukta keyifli okumalarınız olsun.

Yorumlar

Takipçiler