Hüseyin Rahmi Gürpınar - Şık
“Şık” benim yazardan
okuduğum üçüncü, yazarın ise kaleme aldığı ilk eser. Tam da bu noktada elimizde
tutmakta olduğumuz kitabın konusu kadar yazarın edebiyat yolculuğundaki ilk
adımı ve dolayısıyla yazarlığının kilometre taşlarından biri olması nedeniyle
ayrıca öneme sahip olduğunu belirtmek gerekiyor. Genç Hüseyin Rahmi ilk
bölümünü daha okul sıralarında kaleme aldığı bu eseri Türk edebiyatının önemli
isimlerinden biri ve kendisinin de hayranı olduğu Ahmet Mithat Efendi’ye
yollamasaydı yahut Ahmet Mithat Efendi ondaki cevheri görüp gün yüzüne çıkarmasında
destek olmasaydı böylesi bir kalemden mahrum kalır mıydık diye düşünmekten
kendini alamıyor insan. Bu nedenledir ki, en başta bir ‘ilk roman/ilk eser’
olarak Gürpınar’ın kıymetli külliyatının içinde bu eseri ayrı bir yere koymak
gerektiğini düşünüyorum. “Şık” yazarın çoğu eserinde kaleme aldığı temalarda
biri olan Batılılaşma olgusunu Şâtırzâde Şöhret Bey’in kendi başına açtığı
trajikomik olaylar ile aktardığı keyifli ve düşündürücü sosyolojik bir roman.
Kitabın ana karakteri Şöhret Bey’in kültürel derinlikten ziyade taklitçi, dış
görünüşten ibaret sığ alafrangalığını eleştirel bir biçimde gözler önüne seren
yazar, yanlış batılılaşmanın birey ve onu çevreleyen topluma nasıl yansıdığını,
dönemin çeşitli toplumsal kesimleri arasındaki Batılılaşma tartışmalarını bir
iz düşüm misali okurlarına aktarıyor.
Madam Potiş, Batılı
geçinen Şâtırzâde Şöhret Bey ve köpekleri Drol’ün peşi sıra çıktığım ortalığı
oldukça birbirine katan bu curcunalı yolculukta genç Hüseyin Rahmin kendisini
çevreleyen toplumsal konulara böylesi eleştirel bir biçimde eğilebilmesinden,
usta bir gözlemle yaşamın içinden böyle bir karakteri ve konuyu çekip
çıkarabilmesinden etkilendiğimi dile getirmeliyim. Canım yazar iyi ki yazmış,
iyi ki biz onun, çağının sakat yanlarını ustalıkla gözler önüne serebilen bu
şahane kaleminden mahrum kalmamışız!

Yorumlar
Yorum Gönder