Hasan Âli Yücel - Geçtiğim Günlerden

Kimi kitaplar vardır içilen çayın, kahvenin sıcacık eşlikçisi olurlar. Öyle ki yazarıyla karşılıklı oturmuşsunuz da buğusu bardakta tüten çayınızı yahut kırk yıl hatırı olan kahvenizi yudumlarken tatlı bir sohbeti paylaşıyormuşsunuz hissini tadarsınız. O anlattıkça anılarında onu daha yakından tanır bir yandan da onu çevreleyen toplumun, anılarının geçtiği dönemin izini sürersiniz. İşte, Hasan Âli Yücel’in kaleminden anı türündeki “Geçtiğim Günlerden” isimli eser böylesi kitaplardan biri. Yücel, siyasete atılmadan önceki yaşamından anılarını kaleme aldığı kitabında bizi şöyle karşılıyor:

“Evet, bir varmış, bir yokmuş… Diyeceksiniz ki bir masal… değil… Ama böyle sanmakta da büsbütün haksız sayılmazsınız. Çünkü her ömrün hikâyesi bir masaldır ve ben bu küçük kitapta size hayatımın politikaya girinceye kadarki parçasını anlatacağım. Bu demek, başımdan geçmiş, fakat şimdi olup bitmiş şeylerden söz etmek demek değil midir? Olmuş, bitmiş… Yani yok… Hâlbuki yok iki türlüdür: Biri hiç olmamış, onun için yok, öbürü olmuş ama ölmüş onun için yok.(…) Yokluk, varlık. Asıl mesele budur diyenlere bakmayın. Yok olmuşuz, ne olacak? Hem bu düşüncelerden bize ne? Biz işimize bakalım. Yani ben başımdan geçenleri, daha doğrusu geçtiğini zannettiklerimi anlatayım, siz de onları ince eleyip sık dokumadan keyifle dinleyin. Olsun bitsin. Yaş oldu altmış. Demek hayli masal birikmiş. İhtiyarlarda hatıralar zaman ananın dişi dökülmüş ağızlara verdiği emziğe benzer. Bizim de ikinci çocukluğumuz ha başladı, ha başlayacak. Zaten maksat oyalanmak. Ben yazarak, siz okuyarak,” diye başlıyor Hasan Âli Yücel anlatmaya… Biz de sayfaların peşi sıra onu takip ederek  Hasan Âli’nin çocukluğuna, daha sonra gençliğine, aile fertlerinin hikâyelerine, Hasan Âli’nin onlarla olan ilişkilerine, arkadaşlarına, eğitim hayatına, kimi zaman varlık kimi zaman yokluk içinde geçen yaşantısına; bu kişiler ve anılarla birlikte II. Abdülhamid’in istibdat devrine, II. Meşrutiyetin ilanına ve Osmanlı döneminin toplumsal yaşamına konuk oluyoruz. Kimi zaman küçük ve genç Hasan Âli’den yetişkin Hasan Âli’ye kalanları gözlemliyor, kimi zamansa o anılarla birlikte yetişkin Hasan Âli’nin karşılaştıklarına yaptığı göndermelere tanık oluyoruz. Velhasıl Türk aydınlanmasına katkısı büyük olan bu insanı kendisinden dinlemenin kıymetli tanıklığına erişiyoruz.

Ben anıların yanı sıra fotoğraf albümüyle görsel olarak da zenginleştirilmiş, Hasan Âli Yücel’in bu kitabının genel çerçevesine girmeyen birkaç yazısı ve dedesi Yarbay Ali Bey’in şehit olduğu Ertuğrul Fırkateyni için Japonya eski büyükelçisi Hüsrev Gerede’nin yazısının da kitabın ekler kısmında bizlere sunulduğu bu güzel anı kitabını okurken keyif aldım. Eğer siz de bu türde eserler okumayı seviyor yahut Hasan Âli Yücel’i daha yakından tanımak istiyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
 

Yorumlar

Takipçiler