Sevim Burak- Yanık Saraylar
1965 yılında yayımlanan
ve içinde altı öykü barındıran “Yanık Saraylar” yazarın ilk eseri olmakla
birlikte yayımlandığı dönemde edebiyat çevresi tarafında tartışma yaratmış bir
eser. Kendimce onu bu kadar tartışma konusu haline getiren şeyin yazarın
eserinde biçiminden dili kullanımına değin kendi tarzını, kendi kurallarını
yaratarak alışılmış çizgilerin dışına çıkmış olmasına ya da diğer bir deyişle
eserinin alabildiğine “Sevimce” ve özgün
oluşuna bağladım. Zira yazar, öykülerini kaleme alırken sadece nesirden değil
nazımdan da yararlanarak tek bir öykü içinde şiir ve düz yazı arasında biçimsel
geçişler kullanırken dilde de yer yer şiirsel bir üslubun beraberinde kapalı ve
gerçeküstülüğün sınırlarında gezen bir anlatım tercih etmiş. Öte yandan büyük –
küçük harf kullanımından noktalama işaretlerini kullanım şekline kadar oldukça
kendine has bir tarz yarattığını söyleyebilirim. Bu da öyküleri okurken okuru
afallatan, kavrayışı güçleştiren; velhasıl karşılaşılan metni her zamankinden
daha dikkatli okumaya iten bir zemin yaratıyor.
Kitabın içinde yer alan
altı öyküye daha yakından göz attığımızda bilhassa yalnızlık ve ölüm temalarının
yoğun bir biçimde işlendiğini gözlemlemekle birlikte öykülerin büyük bir
çoğunluğunda dikkate değer yönlerden bir diğeri ise karakterlerin ortak bir
noktada birleşmeleri: “KADIN”. Kitaptaki çoğu öyküde yer alan ana karakterlerin
veya ana karakter olmasa bile etkili bir yan karakterin kadın olması, çoğunun
uzunca yıllar süren yalnızlıkları, kimi zaman kendi kimi zaman çevresindeki
kişilerde ölümü solumaları, duvarlar arasındaki sıkışmışlıkları,
umutsuzlukları, istemedikleri hayatları yaşarken bedel ödemişlikleriyle
benzerliklerden ilmek ilmek işlenmiş motifler olarak karşımızda duruyor. Sevim
Burak karakterlerini gerçekle gerçeküstü arasında bir yerlerde gezintiye
çıkarırken, okurunu da peşi sıra yarattığı bu dünyanın içinde düşündürücü bir
yolculuğa davet ediyor.
Sevim Burak’ın her
okura hitap edebilecek, “Yanık Saraylar”ın ise geniş bir okur kitlesine
kolaylıkla tavsiye edilebilecek bir eser olduğunu düşünmediğim için bu kez
tavsiye etmek konusunda çekince duyduğumu belirtmeliyim. Bana gelince; ilk defa
kalemiyle tanıştığım yazarın o özgün, kendine has yanlarının merakımı oldukça
uyandırdığını ve ilerleyen zamanlarda yeniden satırlarına konuk olmak
istediğimi söyleyebilirim. Çünkü Sevim Burak’ın kaleminde keşfedebildiklerimin
var olanın çok ama çok sınırlı bir kesitini oluşturduğunu ve daha pek çok
keşfedilecek şey olduğunu düşünüyorum. Şüphesiz ki bunları keşfedebilmenin yolu
yazarın külliyatının içinden geçiyor…
Yorumlar
Yorum Gönder