Neriman Cahit - Güldamlası: Kadın Halleri
Aidiyetlerin
sınırlarını zorlayan kitaplar vardır; bir zamana, bir coğrafyaya ya da bir isme
aidiyeti hem ona içkin hem de bir o kadar onu aşkın biçimde zorlarlar.
Yaşandığı coğrafyadan, zamandan veya hayat bulduğu bedenden onu ne denli
kopartamıyorsak o denli de onlarla sınırlamanın mümkün olmadığını
gözlemlemekten kendimizi alamadığımız kitaplardır bunlar. Okudukça coğrafya
silikleşmeye başlar, zaman silikleşmeye başlar sonra isimler bir bir
kayboluverir; geriye deneyim kalır, alabildiğine yazıldığı dönem kadar şimdiye
kocaman bir aidiyet kalır. Tıpkı Kıbrıslı gazeteci, şair, yazar ve öğretmen
Neriman Cahit’in kıymetli kaleminden “Güldamlası” eserinde olduğu gibi…
Yazarın 1989-2002
yılları arasında kaleme aldığı gazete yazılarının bir araya getirildiği bu
güzel eser tam anlamıyla aidiyetlerin sınırlarını zorlayan o kitaplardan biri.
Zira yazılar her ne kadar dönem itibariyle 1980’li yılların sonlarından 2000’li
yılların başlarına değin toplumun bir fotoğraf karesi misali resmini çekmiş
olsa da okudukça her bir konunun seneler sonra bugün bile ne kadar güncel
olduğunu fark etmekten kendinizi alamıyorsunuz. İsimlerin Cansu, Fatma, Eleni
veya Maria olmasının da yazıların çoğunun coğrafya bakımından Kıbrıs’ta geçiyor
olmasının da bir önemi yok. Bunlar silindiğinde geriye dünyanın neresinde,
hangi zamanda ya da hangi isimde olursa olsun benzer şeyleri deneyimlemiş ve
deneyimlemekte olan kadın kalıyor.
Bu kıymetli eseri okurken
pek çok kez Neriman Cahit’in kitabının alt başlığı olan ‘kadın halleri’ni dolu
dolu, hakkıyla işlediğini düşünmekten kendimi alamadım. Çünkü kitabın içinde
çalışma hayatında kadın olarak var olma mücadelesi veren, çalışan olsun veya
olmasın her zaman bir anne ve bir eş olmanın sorumluluğunu da omuzlarına
yüklenen kadınlar, kendi canından olan yahut kendi canından bir can hayata
getiren, yeni nesiller yetiştirecek olan kadınlar vardı. Dul olmanın yahut
toplum tarafından yaftalanmış, ötekileştirilmiş bir kadın olmanın aile
yaşamından başlayıp topluma uzanan baskı zincirini derinden hisseden kadınlar
da vardı. Çoğu toplumun kendisine biçtiği gömleği kendini feda edercesine
sırtına geçiriyor kimi o gömleği yırtıp her şeye rağmen kendiliğini diretiyordu.
Kimi kendisine doğrultulmuş yargılayan parmakları toplumun kendisine
doğrultmasını istiyordu. Velhasıl Neriman Cahit her kesimden kadın suretlerini
tek tek irdeleyip ses olmaya, hayatları anlamaya ve anlatmaya var gücüyle
gayret ediyor ve bunu başarıyordu. Bilhassa cinsellik gibi, cinsel eğitimin
gerekliliği gibi toplumsal tabuları deşmeyi, evlilik yaşamında tarafların
ikinci çehreye yönelme nedenlerini, bedenini satmak zorunda kalan ya da doğduğu
erkek bedenine kendini ait hissetmeyip kadın kimliğine kavuşan ‘toplumun
etiketlediği’ kadınlara da cesurca ses oluyordu. Bu noktada, toplumsal tepkilere
rağmen tartışılması elzem konuları cesaretle dile getirmenin her yazarın harcı
olmadığını düşünmekle birlikte kadın konusu her haliyle bütünlüklü bir şekilde,
hiçbir noktaya sırt çevirmeksizin irdelemesini çok sevdim. Yazarın toplumda
erkeklik inşasına yer vermesi, kadın ve erkek olarak toplumsal yaşamdan özel
yaşama varana değin eşitliğe vurgu yapması, tüm kimliklere, cinsel tercihlere
anlayışla, ötekileştirmeden, etiketlemeden yaklaşabilmeyi, hayatı müşterek
ölçülerde paylaşabilmeyi vurgulayan yanı da dikkate değer nitelikteydi.
Her bir satırını
ilgiyle okuduğum Güldamlası’nı kadın araştırmaları ve daha geniş açıdan
toplumsal cinsiyet alanında okumalar yapmaktan keyif alan okurlara tavsiye
ederim. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)

Emeklerinize sağlık 🤲
YanıtlaSilTeşekkür ederim 🌸
Sil