Agota Kristof - Okumaz Yazmaz
Duyumsamak…
Tek bir sözcükle bu
kitabı tanımlayacak olsam duyumsamak derim; dibine kadar yürekte duyumsamak.
Kağıda incecik dokunuşlarla az ve öz dökülmüş her bir sözcükte yaşamın izini
sürerken söylenmiş olanın ardında susulanı yürekte duyumsamak…
Agota Kristof’un kaleme
aldığı 40 sayfalık incecik otobiyogafik bir eser “Okumaz Yazmaz”. Oysa incecik
oluşunun aksine okurunu çocukluğuna, ilk gençliğine, yetişkinliğine dair yaşamında
bir yolculuğa çıkarıyor. Önce sözcüklerle anlatıyor, sonra sustukları
anlatılanı devralıyor. Tam da bu noktada devleşiyor Kristof, okurunun yürekten
duyumsadıklarıyla baş başa bırakıp düşünce dünyasında da adeta kitabını yazmaya
devam ediyor. İncecik bir kitapta aile bireyleriyle ilişkilerini, yaşanan maddi
zorlukları, yatılı okuldaki yalnızlığını; göç gibi devasa bir olguyu, göçle
birlikte gelen kimlik ve aidiyet gibi konuları, bilhassa anadil ve yeni gidilen
ülkede hiç bilemediği bir dil ile olan ilişkisini kaleme alıyor. Fakat bunların
yanında çocukluğundan yetişkinliğine değin hep yanı başımızda duran, pek çok
detayda gözlemleyebildiğimiz bir şey daha var: Agota Kristof’un önce
çocukluğunda inanılmaz düzeyde baş gösteren okuma tutkusu, sonra büyüme
sürecinde ona eşlik eden yaratıcılığı ve üretkenliğiyle yazarlığı… Bilmediği
bir dile rağmen, kimse okumazken bile asla vazgeçmeyen yazar yanı. Evet, hepsi sadece 40 sayfalık bir kitapta üstelik
okura gayet tatmin edici düzeyde geçebiliyor.

Yorumlar
Yorum Gönder